Kategori: Testis Hastalıkları

Varikosel

Varikosel; Skrotal venlerinin (torba toplardamarlarının) pampiniform pleksusu içinde genişlemesi ve kıvrımlaşması olarak tanımlanır.

Erkek inferilitesinin cerrahi yoldan en iyi düzeltilebilir nedenidir.

Varikosel bir puberte patolojisi olup 10 yaşından küçük çocuklarda rastlanmaz. Sağlıklı genç erkeklerin %15’inde sol testiste varikosele rastlanır. Buna karşılık çocuğu olmayan erkeklerde sol varikosel görülme sıklığı %40’lara yaklaşmaktadır.

Sağlıklı erkeklerde çift taraflı varikosel oranı %10’un altında olmasına rağmen, çocuğu olmayan erkeklerin %20’sinde çift taraflı varikosel saptanmaktadır.

Varikosel kendiliğinden gerilememektedir. Varikosel tanısı esas olarak doğru bir fizik muayene sırasında rahatlıkla konulabilir.

Varikosel sınıflaması;

Subklinik Varikosel: Ikınma ve öksürme gibi valsalva manevrası ile efor yaptırılan hastada sadece radyolojik olarak renkli doppler ultrasonografi ile saptanabilinen varikosel,

  • Grade 1 Varikosel / Ikınma , öksürme gibi valsalva eforları sırasında el ile muayenede saptanan varikosel,
  • Grade 2 Varikosel / Efor yaptırılmadan elle muayenede hissedilen varikosel,
  • Grade 3 Varikosel / Efor yaptırılmadan dışardan gözle dahi görülebilen varikosel.

Varikosel, testis boyutunda küçülme (atrofi) yapabilmektedir. Varikosel onarımının (cerrahi tedavi) ergenlerde atrofiyi geri döndürebildiği gösterilmiştir.

Varikoselin sperm kalitesini bozduğuna ilişkin tartışılmaz kanıtlar vardır.

Varikoselli erkeklerde sperm sayısı azalabilmekte, hareket ve şekil (morfoloji) bozukluğu saptanabilmektedir.

Varikoselin günümüzdeki en seçkin tedavi yöntemi mikrocerrahi (mikroskobik) varikoselektomidir.

Operasyon kasık bölgesinden ve mikroskop kullanılarak yapılır. Operasyon sonrasında oratalama %66 oranında sperm testlerinde iyileşme gözlenebilir. Mikroskopik varikoselektomi sonrasında ortalama %35 oranında gebelik gözlenmektedir.

Varikosel ameliyatlarının operasyon mikroskopu kullanılmadan yapılan tiplerinde yani normal varikoselektomilerde hem sperm oranlarında hem de gebelik oranlarında yeteri kadar başarı sağlanamaktadır.

Mikroskop kullanılmadan yapılan varikosel operasyonlarının en büyük tehlikesi %40’lara varan nüks (tekrar) olasılığıdır.

Mikroskop kullanılarak yapılan varikoselektomi de ise nüx olasılığı sadece %0,1 dir.

Gerek operasyonun başarısı gerekse nüks olasığının az olması nedeniyle varikoselli hastalarda; mikrocerrahi (mikroskop) operasyon yöntemi tercih edilmelidir.

Spermatosel

Epididimi tutan gergin ve sert bir şekilde ele gelen kistik bir sıvı kolleksiyonudur. İçinde sperm olan bu kistik yapı genellikle travma veya infeksiyon sonucunda tıkanıklığa bağlı olarak oluşur.

Spermatosel, genellikle hastalarda rastgele saptanan kitle veya şişlik olarak gözlenir. Bazı vakalarda da testis ağrısı olarak kendini belli eder.

Spermatosel; büyük olduğunda (2cm’den fazla) ve şikayet vermeye başladığında, bireyin sosyal yaşamını etkilediğinde cerrahi olarak çıkarılmalıdır.

Torsiyon

Puberte öncesi ve ergenlik çağına yeni girmiş erkek çocuklarında testisin (testisin bağı-kordonu) spermatik kordon çevresinde dönmesi sık görülebilen bir durumdur.

Oluşumundan sonra 6 saat içerisinde tanı konulup cerrahi yoldan düzeltildiğinde testis genellikle kurtulabilir. Testis torsiyonu; bağışıklık sisteminin antijenlerle işgal edilmesine ve daha sonra da immünolojik infertiliteye zemin hazırlayabilir. Torsiyon geçirmiş testisin karşıt ‘normal’ eşinin de histolojik bozukluklar sergileyebildiği bilinmektedir.

Bu nedenle testis torsiyonlarında hızlı davranılmalı, vakit geçirmeden cerrahi girişim yapılmalıdır. Operasyon sırasında karşı testis de opere edilerek fiksasyon (sabitleme) yapılmalıdır.

 

İnmemiş Testis – Kriptorşidizm

Testislerden birinin veya ikisinin skrotum denen torba içinde bulunmaması halidir. Kasık bölgesinde veya karın içinde testis kordonuyla takılmış olabilir. Testis bağlarının kısalığından, yapışıklığından ya da fıtık nedeniyle inmemiş olabilir.

Bazen de inip çıkan mobil testisler saptanabilmektedir.

Genellikle küçük yaşlarda yapılan fıtık ameliyatlarında; inmemiş testislerde büyük sıklıkta gözlenmektedir.

İnmemiş testis 1 yaşındaki bebeklerin yaklaşık %0,8’inde görülen çok olağan ürolojik bir anomalidir. Bir gelişim kusuru olduğu düşünülmekte ve testis kanserleşme riski altına sokmaktadır.

Yenidoğanda inmemiş testis morfolojik açıdan oldukça normal olmasına rağmen 2 yaşına gelindiğinde sıklıkla erken evredeki germ hücrelerinde bozulma görülmektedir. Karşıt, normal skrotum içindeki normal testis de yüksek bir germ hücre anormalliklerine sahip olma riski altındadır. Bu nedenle tek veya çift taraflı inmemiş testisi olan erkekler ilerde infertil (kısır) olma riski taşır. Kriptorşidizm de azalmış sperm yapımı görülmektedir. Bu hem tek taraflı hem de çift taraflı olgular için doğrudur. Tek taraflı inmemiş testisi olan erkeklerin %30’unda, çift taraflı inmemiş testisi olan erkeklerin %50’sinde sperm sayısının düşük olduğu gösterilmiştir.

Testisin kanser taramalarında ele gelebilmesi (muayene sırasında) için genellikle 2 yaşına doğru proflaktik orşiopeksi (orkidopeksi) –testisin torbaya indirilme ameliyatı yapılır. Son çalışmalarda bu yaşın 1 yaşa kadar düşürüldüğü görülmektedir.

Sonuç olarak bebeğinizin veya çocuğunuzun testislerinden biri veya ikisi torbanın içinde bulunmuyorsa mu   tlak üroloji uzmanı tarafından muayene edilmelidir.

Anlaşılacağı üzere inmemiş testis; ileride kısırlık veya kanserleşme yapabilmektedir.

Orşit

Testis dokusunun enflamasyonu en çok bakteriyel enfeksiyonlara bağlı olup epididimoorşit (testis ve sperm depolama kanalları iltihabı) olarak adlandırılmaktadır. Kabakulak orşiti gibi viral enfeksiyonlar da testisi etkileyebilir.  11 yaşından sonra kabakulak enfeksiyonlarının %30’unda tek taraflı, %10’unda çift taraflı orşit meydana gelir.  Hayatın sonraki kısmında belirgin testis atrofisi aşikardır. Bakteriyel enfeksiyonların aksine viral enfeksiyonlarda testis atrofisi önemli ve sık görülen bir komplikasyondur.

Orşit sonrasında; testisteki hasara bağlı olarak sperm üretimi zarar görmekte, sperm parametreleri değişebilmekte ve infertilite (kısırlık) görülebilmektedir.

Epididimit

Akut epididimit; 6 haftadan kısa süreli epididimal enflamasyon, ağrı ve ödem anlamına gelir. Epididimit olgularının çoğunun, üretra, prostat veya mesaneden asendan infeksiyon yoluyla oluştuğuna inanılmaktadır. Enfekte idrar veya salgılar ejakulatuvar (boşaltma) kanallara girebilir ve vas deferens (sperm yolu) yoluyla yukarı çıkarak epididime ulaşabilir.

35 yaş altı erkelerde chlamidya trachomatis ve neisseria gonorrhoeae’e sekonder üretrit oldukça sık görülür ve bu yaş grubunda epididimit olgularının çoğundan sorumludur. 35 yaş üstü erkeklerde progresif mesane çıkım obstrüksiyonuna bağlı bakteriüri daha sık görülür. Bu durumda epididimit en çok rastlanılan Escherichia coli olmak üzere büyük sıklıkta koliform bakterilere bağlıdır.

Akut epididimitin oluşumunda fiziksel zorlanma, cinsel aktivite veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara maruz kalma veya üretral enstrumantasyon öyküsü yer alabilir. En sık görülen şikayet; skrotumda hızla ilerleyen şişlik ve spermatik kord boyunca kasıktan tüm karına yayılabilen ağrıdır. Üstteki skrotum derisi kırmızı renk alabilir, zamanla sertleşmiş epididim testisten ayırdedilemez büyük bir iltihab halini alabilir. İdrar yaparken yanma, üretral akıntı ve ateş gözlenebilir.

Tam idrar tahlili, orta akım idrar kültürü ve üretral akıntı varsa akıntı kültürleri yapılmalıdır.

Akut epididimit ile testis torsiyonu çok karışabilir. Testis torsiyonunda tanıda ki gecikme testis kaybına yol açabildiği için Doppler ultrasonografi ve gerekirse sintigrafik testis incelemesi ile epididimit ile testis torsiyonunun ayrımı hızlıca yapılmalıdır.

Akut epididimit tanısı konulduktan sonra tedavi başlanmalı aksi halde epididimal veya skrotal abse gelişebilir.

Tedavi de yatak istirahati, buz uygulaması, anti inflamatuvar ilaçlar ve skrotal elevesyon (atletik suspansuvar külot) yapılmalıdır.

Geniş spektrumlu antibiotik tedavisi, kültürlerden sonra başlanmalı ve kültür antibiyogram sonuçlarına göre antibiotik tedavisi yeniden değerlendirilmedir.

Tekrarlayan akut epididimit ataklarından sonra; kronik epididimit gelişebileceği unutulmamalıdır.