Yıl: 2021

Erkek Kısırlığında Hormonların Rolü

Erkek kısırlığının birçok farklı nedeni olabilir. Çoğunlukla anatomik nedenlerden kaynaklanan erkek kaynaklı infertilite hormonlar nedeniyle de ortaya çıkabilir.

Hormon Değerleri Erkek Kaynaklı Kısırlığa Neden Olabilir

Yapılan sperm analizi sonucunda sperm değerlerinde özellikle de sperm konsantrasyonunda sorun teşhis edilen erkeklerin hormonal değerlendirmeden geçmeleri önem taşıyor. Erkek infertilitesinde iki temel hormonun; Folikül Uyarıcı Hormon ve Testosteronun değerlerinin etkili olduğu biliniyor. Folikul Uyarıcı Hormon ve Testosteron değerleri sonuçları doğrultusunda Luteinize edici hormon, Prolaktin ve tiroit hormon düzeylerinin de değerlendirilmesi gerekli olabiliyor. Bu testlerden en doğru sonuçların alınabilmesi için ise testlerin yapılma zamanının doğru belirlenmesi gerekir. Gün içerisinde hormon seviyeleri dalgalanıyor. Örneğin testosteron seviyesi sabahları zirve noktasına ulaşırken sabah saatlerinde yapılan testlerin daha doğru sonuç vermesi mümkün oluyor. Test sonuçları fiziksel muayenelerin yapılması, hastanın öyküsünün dinlenmesi ve semen analizi sonuçları ile birlikte değerlendirilerek infertilite hakkında daha doğru tanı konulabiliyor.

Hormon Dengesizlikleri Farklı Şikayetlere Neden Olabilir

Erkek kaynaklı infertilitede etkisi olan birçok farklı hormon vardır. Testosteron cinsel isteği, ereksiyon fonksiyonunu, kas kitlesini, yağ dağılımını ve sperm üretimini etkiler. Folikül Uyarıcı Hormon sperm üretiminde görev alır. Luteinize edici hormon testosteron üretimi için testisleri uyarır. Prolaktin seviyesinin yükselmesi testis fonksiyonlarını etkileyerek testosteron ve sperm üretim sürecine zarar verebilir. Bu noktada östrojen ve tiroit hormonları da etkiye sahiptir. Yaşla birlikte erkeklerde östrojen hormonu artış gösterebilir ya da T3 ve T4 tiroit hormonlarının dengesinin bozulması testis fonksiyonlarına zarar verebilir. Hormonların dengede kalması erkek üreme sağlığı ile yakın bir ilişki içerisindedir.

Hormon Dengesizliği Belirtilerine Dikkat

Erkek kısırlığının gözle görülen fiziksel belirtilerinin kaynağı genellikle hormon düzensizlikleridir. Saçlarda dökülme, yorgunluk, kilo alımı, sertleşme problemi, cinsel istekte azalma, depresyon, hafıza zayıflaması, kas kitlesinin kaybı ve ruh hali değişimleri yaşayan erkeklerin hormon testi yaptırmasında fayda olacaktır. Hormonların vücuttaki dağılımlarının ideal özellik taşıması fertilitenin en temel unsurlarından biridir. Erkek kısırlığına tek bir açıdan yaklaşmak doğru olmayacaktır, her hastanın özel olarak değerlendirilmesi gerekir. Kısırlığa yol açan unsurun değerlendirilmesi kadar tedavi sürecinde hastaya özel şartların da göz önünde bulundurulması önemlidir.

Sperm Yokluğu Çocuk Sahibi Olmaya Her Zaman Engel Değil

Menide canlı ya da cansız hiçbir spermin bulunmaması durumu azospermi olarak adlandırılır. Erkek kaynaklı kısırlığa yol açabilen bu durum birçok çiftin çocuk sahibi olmaktan vazgeçmesine neden olabiliyor. Gelişen tıbbi teknikler sayesinde azospermi hastalarında da sperm bulunabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tansel Kaplancan çocuk sahibi olmak isteyen azospermi hastalarına önemli bilgiler aktardı.

Her 100 erkekten 1’inde rastlanan azosperminin görülme sıklığı, çocuk sahibi olamayan erkeklerde %15’lere çıkabiliyor. Yapılan sperm analizi sonucunda, ki azospermi varlığından kesin olarak bahsedilebilmesi için en az iki üç analizin yapılması gerekiyor, menisinde hiç sperm bulunamayan erkekler ister istemez büyük bir umutsuzluğa kapılabiliyor. Ancak azospermi çeşitli nedenleri ve farklı türleri olan bir infertilite faktörü olduğu için hastaların kapsamlı bir muayene sürecinden geçmesi gerekiyor.

Azosperminin Nedenlerini Doğru Saptamak Önemli

Azospermi tıkanıklığa bağlı olan veya tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi olarak iki farklı türde ortaya çıkabilir. Sperm yollarının doğuştan olmaması ya da tıkalı olması sonucunda oluşan azospermi “tıkanıklığa bağlı azospermi” olarak adlandırılıyor. Bu durumda sperm bulmak oldukça kolay, çünkü hastaların menisinde sperm bulunmamasının nedeni sperm üretiminin olmaması değil spermin meniye ulaşmaması oluyor. Tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi ise biraz daha komplike bir durum. Bu noktada geçirilen ameliyatlar, hormon sorunları,  genetik faktörler ve kemoterapi gibi çeşitli faktörler tıkanıklık olmasa dahi menide sperm bulunmamasına yol açabiliyor. Gelişen tıbbi teknikler sayesinde tıkanıklığa bağlı olmayan azospermi hastalarında dahi %56’lara varan oranda sperm bulabiliyoruz. Bu nedenle azospermi nedeniyle çocuk sahibi olamayan ve tedavi olmak isteyen hastaların neden bu sorunu yaşadığını doğru anlamamız tedaviyi doğru şekillendirmemiz açısından en önemli faktörlerden birine dönüşüyor.

MikroTESE Yönteminde Tecrübe Belirleyici

Tıkanıklığa bağlı oluşmayan azospermi hastalarına tecrübeli hekimler tarafından uygulanan mikroTESE prosedürü sayesinde sperm bulunabiliyor. Bu gelişmiş teknikte testislerin tüm bölümleri mikroskop altında inceleniyor ve testis genelinde sperm varlığı araştırılıyor. Fakat teknik her ne kadar gelişmiş olsa da uzmanlık ve tecrübe mikroTESE ameliyatının sonuçlarını da etkileyebiliyor. Nitekim gerek yurt içinde gerek yurt dışında birden çok mikroTESE geçiren ve sperminin olmadığı söylenen hastalarımın birçoğunda aynı işlemle sperm bulabiliyorum. Tüp bebek tedavisi kapsamında temel amaç her hastada tek bir tane sperm bulabilmektir, ancak işin uygulama kısmı daha farklı ilerliyor. Biz hastalarımızdaki tüm spermleri toplamayı hedefliyoruz bu nedenle mikroskop altında çok detaylı incelemeler yapıyoruz. Bulunan spermlerin kalitesinin az olabileceği ihtimalini göz önünde bulunduruyor ve gerek hareketlilik gerekse morfolojik olarak en kaliteli spermin seçilebilme ihtimalini artırmak için kapsamlı taramalar gerçekleştiriyoruz.

Azospermi Tedavisi Kişiye Özel Planlanmalıdır

Azospermi hastaları çocuk sahibi olamaz ya da yalnızca tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olabilir şeklinde bir genelleme yapılmaması gerekiyor. Öncelikle bu soruna yol açan faktörler en doğru şekilde belirlenmeli ve tedavi de kişiye özel planlanmalıdır. Kimi zaman tıkanıklığa bağlı olmayan azospermisi olan ve tedavi edilemeyeceği düşünülen kişiler dahi doğru teşhis konulduğunda ameliyata gerek olmaksızın doğal yolla çocuk sahibi olabiliyor. Bu nedenle hasta gruplarının tanınması, azospermi teşhisinin yapılması, nedenlerinin belirlenmesi ve tedavi planının da hasta özelinde gerçekleştirilmesi gerekir. Modern teknikler yani günümüzde MikroTESE ile sperm bulma yüzdeleri çok artmış durumda ancak bu tekniği uygulayacak uzmanın tecrübesinin de eş derecede önemli olduğu unutulmamalı.

Erkeklerde Testosteron Düşüklüğü

“Erkeklik hormonu” olarak da bilinen testosteron cinsel dürtülerden kas kitlesinin korunmasına, kemik sağlığının devamlılığından sperm üretimine birçok farklı fonksiyona sahip olan; testislerdeki leydig hücreleri tarafından üretilen bir hormondur.

Kandaki serbest testosteron seviyesinin 9 ng/dL; total testosteron seviyesinin ise 240 ng/dL altında olması durumunda testosteron düşüklüğünden bahsedilebilir.

Testosteron Düşüklüğü Belirtileri

Testosteron düşüklüğü kısa vadede cinsel istekte azalma, ereksiyon kalitesinde düşme, sperm kalitesinde azalma ve göğüslerde büyüme gibi çeşitli şikayetlere neden olabilir. Zaman içerisinde bu belirtilere saç kaybı, kas yoğunluğunda azalma, güçsüzlük ve yağ oranında artış gibi semptomlar da eklenebilir. Testosteron düşüklüğü kronik ve ilerleyici bir hal aldığında kemik erimesi, duygudurum değişiklikleri, enerji azalması ve testislerde küçülme meydana gelebilir.

Testosteron Düşüklüğü Nedenleri

Testosteron düşüklüğünün birçok farklı nedeni bulunur;

  • Yaşın ilerlemesi (30 yaşından itibaren testosteron seviyesinde kademeli bir düşüş meydana gelir)
  • Testislere alınan travma, testisleri etkileyen enfeksiyonlar
  • İnmemiş testis
  • Kanser tedavisi kapsamında radyasyona ve/veya kemoterapiye maruz kalınması
  • Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı
  • Hormonları etkileyen sağlık sorunları
  • Tip 2 diyabet, böbrek ve karaciğer hastalıkları
  • Klinefelter sendromu, Kallman sendromu gibi genetik hastalıklar
  • Obezite veya aşırı zayıflık
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Stres
  • Sigara kullanımı

Testosteron Düşüklüğü Ciddi Sorunlara Neden Olabilir

Testosteron seviyesinin normalden az olması kemik yoğunluğunda azalmaya, erkek kaynaklı infertiliteye, depresyona, obeziteye, empotansa ve kas kitlesinin kaybına neden olabilir. Vücutta artan yağ oranına bağlı olarak erkeklerde kalp hastalıkları ve diyabet gibi sistemik rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Testosteron düşüklüğü erkeklerin sağlığını da hayat kalitesini de olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle testosteron düşüklüğü belirtileri yaşandığı takdirde muayeneye olunması, bu sorunun nedenlerinin ortaya çıkarılması ve kişi özelinde planlanan tedavi süreçlerine geçilmesi gerekir. Bu noktada unutulmaması gereken bu hormonun seviyesinin idealden az olmasının da idealden yüksek olmasının da farklı sonuçları olabileceğidir.

Testosteron Fazlalığı da Erkekleri Etkileyebilir

Testosteron fazlalığı total testosteron seviyesinin 950 ng/dL, serbest testosteron seviyesinin ise 30 ng/dL’den fazla olması durumudur. Testosteron fazlalığı akne oluşumu, sinirlilik hali, ergenliğe erken girme, vücut kıllarında artış, yüksek tansiyon, cinsel dürtülerde artış ve yine erkek kaynaklı infertilite gibi semptomlara yol açabilir.

Testosteron azlığı gibi fazlalığı nedenleri de çeşitlidir. Testislerde tümör varlığı, anabolik streoid ve testosteron takviyelerinin kullanımı erkeklerin testosteron fazlalığı belirtileri yaşamalarına neden olabilir.

Ergenlik Döneminde Varikosel

Varikosel hastalığı, tespit edilebilen erkek kaynaklı infertilite nedenleri arasında en yaygın görülenidir.  Skrotum toplardamarlarının genişlemesi, kıvrımlaşması ve varisleşmesi ile karakterize bu hastalığın ergenlik döneminde ortaya çıkabildiğini ifade eden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tansel Kaplancan, varikosel rahatsızlığının tedavisini anlattı.

Ergenlik döneminde gelişen varikosel hastalığı testislerin büyümesini engelleyebilir ve testis fonksiyonlarına zarar verebilir. Bazı kişilerde hiçbir belirtiye neden olmayan varikosel hastalığının, ergenlik döneminde ortaya çıkması halinde mikrocerrahi varikosel ameliyatı ile tedavi edilmesi gerekir.

Ergenlik döneminde teşhis edilen varikoselin cerrahi olarak tedavi edilmesiyle varikoselin yol açtığı testis boyutunda küçülme ve testis fonksiyonlarında bozulma gibi sorunların büyük ölçüde düzeltilmesi ve gelecek yıllarda fertilitenin korunması mümkündür. Bu nedenle bu hastalık erken dönemde teşhis edildiğinde tedavisine geç kalınmaması önemlidir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE VARİKOSEL BELİRTİLERİ

Varikosel herhangi bir semptoma neden olmayabilen ve bu anlamda sinsi olarak nitelendirilebilecek bir hastalıktır. Bazı kişilerde ise skrotumda ağrı, testis boyutları arasında farklılık, skrotumda belirginleşen damarlar, egzersiz sırasında veya sonrasında ağrı hissedilmesi gibi farklı belirtilere yol açabilir.

Ergenlik döneminde varikosel genellikle belirtilerin hissedilmesi ile sağlık kontrollerine başvurulması sayesinde teşhis edilebilir. Bu noktada ebeveynlerin bilinçlenmesi oldukça önemlidir. Çünkü varikosel özünde bir damar hastalığıdır ve ailesinde damar sorunu bulunan gençlerde daha sık görülmektedir.

VARİKOSEL TEDAVİSİ

Günümüzde, varikosel hastalığının genç erkeklerde testis hasarının oluşmasına neden olduğuna dair önemli kanıtlar vardır. Bu hasarın tam olarak neden meydana geldiğine dair kesin bir söylemde bulunmak doğru değildir. Ancak varikoselin, tek taraflı ortaya çıksa dahi her iki testiste birden sıcaklık artışına neden olabileceği bilinmektedir. Bu sıcaklık artışı her zaman erkek kaynaklı kısırlığa neden olmaz, yine de kısırlığa neden olmayacağını ifade etmek de mümkün değildir.

Adolesan yaş grubundaki erkeklerde varikosel teşhisi sırasında fiziksel muayene bulgularına, hastalık öyküsüne, hormon testlerine ve Doppler ultrasonografiye başvurulur. Bu yaş grubunda sperm analizine genellikle başvurulmamaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda hastalarda özellikle testis boyutlarında azalma veya ağrı gibi semptomların bulunması mikroskop ile varikosel cerrahisi seçeneğini gündeme getirir.

Yapılan bilimsel çalışmalarda ergenlik döneminde varikosel sorunu yaşayan ve cerrahi tedavi gören hastaların testis boyutlarında düzelme ve testis fonksiyonlarında büyük ölçüde normalleşme olduğu gösterilmiştir.

İnmemiş Testis Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İnmemiş testis, testislerin birinin ya da her ikisinin birden, doğum sonrası süreçte skrotum adı verilen testis torbasına ulaşmaması ile karakterize bir sağlık sorunudur.

İnmemiş testis nadir görülür, ancak tedavisine geç kalındığı ya da tedavi edilmediği takdirde erkek kaynaklı infertiliteye neden olabilir, kasık fıtığı ve testis kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle hem ebeveynlerin hem de bebeklerin rutin sağlık kontrollerini gerçekleştiren uzmanların inmemiş testis hakkında farkındalığa sahip olması ve bebekler dünyaya geldikten sonraki erken süreçte testislerinin torbaya inip inmediğini takip etmeleri gerekir.

İNMEMİŞ TESTİS NEDEN OLUR?

İnmemiş testise neden olan faktörler kesin olarak bilinmemekle birlikte bu sağlık sorununa yol açabilen çeşitli risk faktörlerinin olduğu ifade edilebilir. Erken doğum, ailede inmemiş testis öyküsünün varlığı, “gubernakulum” bağındaki yapısal anomaliler, abdominal duvar defekti gibi fetüs gelişimini engelleyen koşullar, gebelik sürecinde annenin sigara veya alkol tüketmesi, maruz kalınan kimyasallar gibi çeşitli unsurlar inmemiş testis riskini artırabilir.

İNMEMİŞ TESTİSİN YOL AÇTIĞI RİSKLER

Testislerin fonksiyonlarının ve gelişimlerinin normal şekilde devam edebilmesi için vücut ısısından daha düşük ısıda durmaları gerekir. Skrotum testislerin vücut ısısından düşük ısıya sahip olmalarını sağlayan soğutucu bir etki yaratır. Testisler vücut içerisinde kaldığında birçok farklı sağlık sorunu gündeme gelir.

Testis Kanseri: Testis kanseri genellikle olgunlaşmamış sperm üreten testis hücrelerinde başlar. Bu hücrelerin anormal şekilde büyümesi sonucu ortaya çıkan testis kanseri riski inmemiş testis sorunu yaşanan kişilerde daha fazla olur. Testislerin vücut içerisindeki konumları da bu riski artırabilir. Testislerin kasıkta değil de karın bölgesinde kalması daha riskli bir durum olarak kabul edilir.

İnfertilite: İnmemiş testis sorunu yaşanan erkeklerde, testis ısısının artması ve fonksiyonlarının zarar görmesi nedeniyle sperm sayısının düşmesi, sperm kalitesinin azalması ve infertilite görülmesi riski daha fazladır.

İnmemiş testis sorunu olan kişilerde testis torsiyonu ve kasık fıtığı gibi komplikasyonlar da ortaya çıkabilir.

İNMEMİŞ TESTİS TEDAVİSİ

Bu sağlık sorunun tedavisinde ameliyat kesin çözümdür. Bebek dünyaya geldikten sonra 1 yaşından itibaren takip ve tedavi planı yapılmalıdır. Hormonal tedavi yetersiz olursa veya cerrahi gereksinim ortaya çıkarsa cerrahi bir yaşından sonra en kısa zamanda yapılmalıdır.

İnmemiş testis cerrahisi ile testis yumurtalık kesesine yerleştirilir. Uygulanacak cerrahi yöntemin belirlenmesi için ilk olarak testisin vücutta nerede olduğunun tespit edilmesi gerekir. Operasyon açık ya da kapalı teknikle gerçekleştirilebilir; 30 – 45 dakika arasında tamamlanır.